12.09.2009

ceviz agaciyim

dogum gunu bayram seyran yemisleri ve tez mez iase kabuklari derken kalb iflah olmayan-ecnebilerin restless dedikleri- bir halde midir nedir. o yuzden sanirim cem karaca'nin o restless halleriyle bir ortusmeler.. elime eskilerden kalma bir siir kitabi dolandi. nazim hikmet'in secme siirleri. ben bir ceviz agaciyim siirinin sadeligi ve gucu, ve sairin halinden kelimelerine yansimis bir dinginlik oykunmesi..ustadi nasil bir yaralar sarmalamissa ceviz agacinin hasmetiyle ancak bir huzur telakkisi...buyrun burdan iflah olun.

basim kopuk kopuk bulut, icim disim deniz,
ben bir ceviz agaciyim gulhane parki'nda,
budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
ne sen bunun farkindasin, ne polis farkinda.


ben bir ceviz agaciyim, gulhane parki'nda
yapraklarim suda balik gibi kivil kivil.
yapraklarm ipek mendil gibi tiril tiril
kopariver, gozlerinin, gulum, yasinis sil.
yapraklarim ellerimdir, tam yuz bin elim var.
yuz bin elle doknurum sana, istanbul'a
yapraklarim gozlerimdir, sasarak bakarim.
yuz bin gozle seyrederim, seni, istanbul'u
yuz bin yurek carpar, caprar yapraklarim.

ben bir ceviz agaciyim, gulhane parki'nda
ne sen bunun farkindasin, ne polis farkinda.

12.08.2009

karakter fitrat iliskisi

insanin fitratinda uc temel insiyak var, gadab, sehvet, ve akil. insan karakteri bu ucluye gore sinaniyor. sinanma da daha cok aklin merkez alindigi kombinasyonlar sayesinde oluyor. akilXgadab, akilXsehvet, ve akilXgadabXsehvet. guclu karakter, basiretli karakter, dirayetli karakter, bu kombinasyonlar sonucunda cikiyor. tabi butun bunlar baglam-sever kombinasyonlar. islam dusuncesi teorik cerceveyi cizdikten sonra bunu baglama(context) oturtmadan birakmiyor, supheli baglama yaklasmamayi karakterin ve imanin saadeti icin sart kosuyor mesela. cunku insan dogru bir aklXgadab ya da akilXsehvet cercevesine sahip olsa da baglamda bir tekinsizlik varsa yapacak hic bir seyi kalmiyor. teori/ogreti bir husnu kuruntunun otesine gecemiyor. aristo dusuncesinin islam dusuncesiyle sarmas dolas olmasina sasmamali, aristo da safi bir ozcu ve baglamsever.

aristo ve sirat-i mustakim

aristoteles'i okumayali bir kac yil oluyor, en can alici noktayi unutmusum. ustad karakteri sirat-i mustakim uzerine insa ediyor! Ethics kitabinda erdemleri moral erdemler ve entellektuel erdemler olarak siniflandirdiktan sonra ahlaki erdemin, insanin ahval ve serait icinde orta yolu secmesi sonucunda ortaya ciktigini soyluyor. ahlaki erdem rasyonalite, duygu ve ictimai vasiflar olmak uzere uclu bir sacayagi uzerinde duruyor. erdemin onemli baska bir ozelligi de pratik olusu, yani salt dusunce planinda bir erdeme erdem dememizin bir degeri yok, ayni salt dusunce planinda imanin iman olamayisi gibi. kantin pratik aklina da bir goz kirpalim surdan. su an afili ve pahali bir yesil cay iciyorum, tadi da bir buruk iki buruk, buruk tadin erdemi de hal spektrumunda ortayi gecmesi midir. evet. o zaman sirati mustakim bazan buruk ve hircin olabilir. evet evet, sirati mustakim vasatin degil dogru ve guzelin betimlemesi biraz da.

12.07.2009

uno

muse bu sarkiyi yaparken askin seyler dusunmemis olabilir, ama sarki ve klip bana risaleden bir kac hikayeyi hatirlatmadi degil.

tekinsizlik ve kotulugun ucuz kolayciligi

turkiyenin bu denli kirilgan ve bagisikligi dusuk bir bunyeye sahip olmasi uzuntu verici. tam da dtp'nin kapatilma dosyasinin goruselecegi gunun oncesinde yedi gencimizi daha kaybetmemiz hem hayal kirikligi hem de kotunun o herzamanki ucuzculugundan dolayi tiksindirici hisler uyandiriyor. ne kadar da akillisiniz? daha yaratici olabilmeniz mumkun degil zaten. kotulugun cazip kolayciligina karsi, hizir aleyhisselam uyanikligi diliyorum insanimiza...

arayan

5-7:30pm arasi uyku ardindan gelen kahve ve cay bonanzalari, ve su an 2:30am. bence bu normal degil, nasil ustume vazife degilken mutfagi temizlemem normal degilse. ama tez yazma modunu yakalamak icin iki gundur arayis icindeyim. su saatlere kadar tam bulabilmis de degilim. ama arayan bulurmus, muse ve eskimis cay esliginde aramaya devam. richard mckeon geleneginin dogal bir parcasi olaraktan ustadin karakterle ilgili makalesi beni kilitlemistir efendim. adam yazmis, aristotelyanligin yirminciyuzyil subesi zati muhteremin ustune kalemimizin manevra kabiliyeti azalmistir.

An action is right if it is well adapted to the circumstances, resources, needs, and purposes of the agent, that is, if it is well done; an action is right if it improves the circumstances, realizes the potentialities of available materials, orders needs, and develops the abilities and interests of the agent, that is, if the end achieved is good. All actions, even erratic and neurotic actions, are reasonable, since they have discoverable causes of which the agent is frequently explicitly conscious. An action is rational when it is well adjusted to the character of a person and his purposes under the circumstances; an action is rational when the reasons for the action and the values achieved by it have been examined and judged. Good skills and good habits may be badly used, but they have the rightness and rationality of actions well performed; and such actions are put to good uses when they conform to rules of reason and norms of rightness, which need not be reviewed in each action or by each agent.[Richard Mckeon, Character, the Arts and Disciplines]

12.06.2009

narrative haritasi

kanser ve iyi olum

hem kanser olup hem iyi olmak, herseyden once iyi olebilmeyi kabullenmek ya da dileyebilmek, hastaligi kabullendikten sonra dogru durusu tutturmak, ye'se kapilmamak, iyilesmek icin savasmak, kirilgan ve hedonik gurultularla dolu hayatimizin neresinde duruyor.

annemin yasadigi surecte yaninda degildim, yasanilan hikayenin uzaklardaki romantik bir eklemiydim, bir insan neden saklarki huznu, aciyi. acilarla berraklasmiyor mu hem zaman? surecten izole olmamin karsisinda en buyuk avuntum annemin sukurlerle iyilesmesi.

gecen haftasonu baska bir kanser gazisiyle tanistim, daha dogrusu tanisiktim ama tanidik oldum.gerci kanser hikayesini hala bilmiyorum ama margaret'in blogu uzerinden zipzip ziplayarak onlarca kanserle savas sitesine ulastim. kansere karsi bu cesur duruslu sosyal siteleri cok tuttum, kansere karsi sanat ve muzik terapisi onerilerini mutlulukla karsiladim. ve belki de hayatta o hep rahatligimiz icin cektigimiz cizgiler dusundugumuzden daha da gecisken ve icicedir. olum hak ve vaki, poetik olelim.

12.05.2009

ince sizili onseziler

anoushka shankar, icimizdeki ince sizilarin tellerini..

seytanin bacagini kirmak

chi'da gec de olsa seytanin bacagini kirdik, atolye calismasini anlattigimiz makale kabul edildi:) nisan ayinda atlanta'ya gidebilecek ser ferahligini bulabilirim insallah...bu haber guzel ama esasen nisan'a kadar uc makale daha en azindan yollamis olmaliyimlar, mulayimler, atom karincalar, visne konsantrasyonlaru..askina.

12.03.2009

guneye

Türkiye'ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeleri şöyleymis:

Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guetemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela.

en heyecan vericiler guney amerika ve akdenize kiyi ulkeler. pazara gidip bir pabuc alip guneye ucalim.

nur 'un babasi


norah jones'a olan takintili hal, kisa bir gugul seyahatine cikardi beni, babasi ravi shankar unlu bir hintli sitar sanatcisiymis. norah isminin nur/isik demek oldugunu da biraz onseziyle cikarmis oldum:) nur'un kucuk kardesi de sanatci, anoushka shankar, kucuk bir dunya, buyuk bir insanlar.

12.02.2009

sin-e-ma

bu hafta gereginden fazla film izledim, insan cografyamdaki metrekare basina dusen film sayisi son haftada beklenmedik bir ivmelenme gerceklestirdi, bunda osage zamanlarindaki gibi evimize gokten dusen bir procektorun ve filmkolik ev arkadaslarinin etkisi yadsinamasa da esas kisisel disiplin retorik ve poetikasindan uzaklasmanin sebep oldugunu dusunuyorum.

dun state of play diye bir film izledik, guzel bir donem filmi denilebilir. savasin arkasindaki ekonomi ve din bezirganligi soslu guc savasina dair yuzeysel de olsa guzel bir kurgu olusturabilmis yonetmen. hayat inanilmaz bir hizla degisiyor belki ama yine de savas-merkezcil bir dunya eski zamanlardaki performansindan hicbir sey kaybetmemis gibi, yine savaslar ve olumler hayata ve bilime ve sanata ve umutsuzluklarimiza yon veriyor.